“Edebi” Acrobat, Edebiyat ve Sümerler

Duayen Sümerolog Samuel Noah Kramer’ın popüler kitaplarıyla gayet net bir şekilde ortaya koyduğu gibi bugünkü insan medeniyeti dinden edebiyata, yazıdan tekerleğe bir çok şeyi (ve/veya onların yaygınlaşmasını) kadim Sümer medeniyetine borçludur[1]. Nuh tufanından ve onun kahramanından (bizde Hz. Nuh, Sümerlerde Ziusudra, Babillilerde Utnapiştim olarak bilinen) bahseden Sümer mitolojisidir [2]. Yetiştirdikleri hububatın hesabını tutabilmek için yazıyı bulan, kullandıkları tarlaları doğru bölüştürmek için geometrinin temellerini atanlar da Sümerler ve onların yakın mirasçıları Babillilerdir. Bugün hala bir çemberin derecesel çevresini ifade etmek için kullandığımız “360 derece” kavramını, bir yılın içinde bulunan (12) ay sayısını yine Sümerlerden aldık.

Bütün bunlardan başka Sümerler Ortadoğulu olmaları hasebiyle ayrica Ortadoğu dillerine geçmis bir çok kelime bırakmışlardır. Mesela günümüzde Arapça, İbranice, ve hatta Türkçe gibi dillerde kullanılan bir çok kelimenin kökeni yine Sümerden çıkmıştır: adem (toprak), dingir: tengri (tanrı), ama: ummu (ana), galla: ghul (şeytan), uras: arz (yeryüzü, ordu, earth).

Burada su son bahsettiğim noktaya ait kendi bulduğum bir örneği vermek istiyorum.

Türkçe’de kullandığımız “edebi” ve “edebiyat” kelimelerinin Arapça kökenli olduğunu biliyoruz [3]. Ama Arapça’ya nerden girdiğini anlamak için insanoğlunun yazıyı ilk bulduğu zamana ve yere bakmamız gerekiyor. Yaklaşık 5000-6000 sene önce bugünkü Irak-Basra civarında Sümerler kayıtlarını kilden yapılmış kerpiç tabletlere çivi ile kazarak tutmaya başladılar. Bu işlem kısa bir sürede bir meslek haline dönüştü. Böyle olunca da bu işin eğitimini verdikleri “evler” okullar kurdular. İşte o okullara “kerpiç-tablet evi” anlamina gelen “E-dubba” ismini verdiler [4]. Kramer’in not ettiği gibi yeryüzü medeniyetinin ilk okullarıydı bunlar.

Sami dil ailesine ait dillerde kullanılan bir çok kelime (erken bir Sami medeniyeti olan Akkad aracılığıyla) Sümer orijinlidir. Sami ırkının yerleşik hayata geçişi de kısmen Sümerlerden etkilenilerek ve öğrenerek olmuştur [2]. Hz. İbrahim’in kavmi, örneğin, Ur ve Uruk gibi Sümer şehirlerine yerleşmişlerdir. Bu olguyu göz önüne alarak, ve Arapça ve Türkçe’de kullanılan “adap,” “edebi” ve “edebiyat” kelimelerin yazmakla, okulla, ögrenmek ve terbiye görmekle çok yakından ilgili olmalarından, ve yine bu kelimelerin Sümerlerin okullarına verdikleri isim olan “Edubba” kelimesine çok yakın ses benzerliğinden dolayı ben o bahsetiğim kelimelerin “Edubba” kökenli olduğunu iddia ediyorum.

Bizim Türkçe ve Arapça’da kullandığımız, ve kim bilir belki bir çoğumuzun çok daha “gizemli” ve “üstün” köklerden geldiğini düşünebileceğimiz, ve bilgeliği, görgüyü, nezaketi, ve estetiği çağriştıran “edebi” ve “edebiyat” kelimelerinin toprak ve çamur gibi çok daha mütevazi kökten geliyor olma ihtimali fevkalade ilginç bir durum.

Bu arada “E-dubba” daki “dubba” (diğer bir şekli ile “tuppu”) kelimesi Arapça’da tuğla ve kerpiç anlamında “tubb” olarak hala kullanılıyor [5].

İşin diğer bir ilginç yanı, ”E-dubba” kelimesi mutlaka İngilizce’de de vardır diye kendi kendime düşündüm. Aklıma o sese en yakın “adobe” kelimesi geldi. Şimdi: "Adobe" İngilizce'de kilden yapılmış kerpiç demek. Ayrıca, etimolojisine baktım, hakikaten de düşündüğüm gibi kerpiç anlamında kullanılan Arapça’daki “At-tuba” dan geliyormuş [6]. Yani Sümerce’deki “dubba” kelimesi “adobe’de kendini saklamış.

Ne enterasandır ki linguistik bazı isimler ve terimler biyolojik özellikler gibi nesilden nesile binlerce yıl korunabiliyor.

Kişinin duygu ve düşüncelerini ifade etmek için kullandığı, ve derin entellektüel ve estetik yönleri olan, ve ustaları arasında Shakespeare ve Mevlana gibi devlerin bulunduğu yazı ve şiir yazma sanatı anlamında kullandığımız “edebi,” ve “edebiyat” kelimelerinin kökünün çivi-yazısının kerpiç tabletler üzerine nasıl yazıldığının öğretildiği, Sümerlerin (insan medeniyetinde bir ilk olarak kurdukları) okullarına verdikleri isim olan “Edubba,” yani “kerpiç-tablet evi” kelimesine uzanıyor olması, belki şaşırtıcı değil ama, kanımca çok gizemli ve gayet hikmetli.

Artık bundan sonra “Adobe” Acrobat’ta yazı “edit” edip, dosya hazırlarken yaptığınız şeyin “Edebi” yönünü unutmazsınız umarım.

Serkan Zorba

Notlar:
1. Kramer, Samuel Noah. The History Begins at Sumer: Thirty-Nine Firsts in Recorded History. University of Pennsylvania Press, 1988.
2. Cahill, Thomas. The Gift of the Jews. Anchor Books/Nan A Talese, 1999.
3. “Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojisi,” Sevan Nişanyan, http://www.nisanyansozluk.com.
4. Kramer, Samuel Noah. The Sumerians: Their History, Culture, and Character. University Of Chicago Press, 1971.
5. Elias Pocket Dictionary Arabic/English-English/Arabic, Elias Modern Publishing Home, Cairo, 1989.
6. Neufeldt, Victoria and Guralnik, David B. Webster's New World Dictionary of American English/Third College Edition. Macmillan General Reference, 1990.